Mevlevi Tekke Müzesi

Mevlevi-Tekke-Museum-5

Lefkoşa’nın İbrahimpaşa Mahallesi’nin Girne Kapısı girişinin hemen içinde yer alan Mevlevi Tekkesi, adadaki en önemli tarihi ve dini yapılardan birisidir.

Sufi kardeşliğinin veya İslami mistisizm toplantıları için özel olarak tasarlanan Tekke, bir zamanlar ruhsal inzivaya çekilme ve karakter geliştirme yeriydi.

Tarihi olarak Mevlevi Dergâhı olan bu mekan günümüzde müze olarak kullanılan, altı gösterişli kubbe ile çevrili dikdörtgen bir binadır.

Tarihçesi ve Geçmişi

Bilindiği üzere, Tasavvuf veya Sufizm, modern Türkiye’nin Konya kentinden oluşmuştur. Mevlevi Dergahı ise 13’üncü asırda yaşayan Sufi şair, mistik ve İslami din bilim adamı, daha çok Mevlana olarak tanınan Celaleddin Rumi tarafından kurulmuştur.

Şiirlerinde ifade ettiği ve Mevlevi Dergahı’na vasiyet ettiği mistik felsefe, Konya’dan Doğu’ya doğru, Hindistan’a kadar ve daha sonra da tüm Müslüman dünyasına yayılmıştır. Öğretisi özellikle kişinin dünyevi varlığından sıyrılıp, Tanrı’ya ve kutsal sevgiye çekilmesi ve sonsuz ölüme dönmesini vurgular.

Şimdiki mevcut yapı veya “Mevlevihane” 1593 ve 1607 yıllarında inşa edilen Arap Ahmet Paşa ve Ferhad Paşa Tekkelerinin genişletilmiş devamıdır. Mevlevi Tekkesi, Emine Hatun adlı kişinin bağışladığı arazinin üzerine 17’nci yüzyılda inşa edilmiştir.

Türkiye’de tekkeler, Atatürk’ün 1925 yılındaki reformlarıyla kapatılınca, Kıbrıs Türk toplumundan da bazıları tekkelerin kapatılmasını talep etmiştir. Ancak bu talep, Mevlevi Dergahı’nın Konya’dan Halep’e taşınması nedeniyle Britanya yönetimi tarafından ciddiye alınmamıştır. Bu nedenle yönetim Suriye’den bir şeyhi tayin etmeye karar vermişlerdir.

Şam’dan ilk Şeyh Muhammed Selim Dede 1933 yılında tayin oldu ve 1953 yılındaki ölümüne kadar bu görevinde kaldı. Ancak bu sonun başlangıcı oldu ve dervişlerin kutsal ayini olan dans gösterisi “sema” ve de Tekke 1954 yılında tamamen son buldu. Mevlevi Dergâhı Kıbrıs’ta resmen 1956 Nisan ayında tamamen durdu.

Yıllarca kapalı kaldıktan sonra Tekke 1963 yılında “Kıbrıs Türk Etnoğrafya Müzesi” olarak hizmete açıldı. 17 Aralık 2002’de Mevlana Celaleddin-I Rumi’nin ölümünün yıl dönümünde ise Şeb-i Arus töreni ile “Mevlevi Müzesi” olarak yeniden ziyarete açıldı

Mevlevihane ilk inşa edildiğinde geniş bir alan üzerinde, çeşitli binalardan oluşmuştu. Kentin yoksulları için yemek veren aş evi, ziyaretçiler ve dervişler için odalar, kalıcı yerleşim yerleri yapılmıştı. İç avlu ise derin düşünceye dalanlar için, badem, nar, incir ağaçlarıyla dolu meyve bahçesiyle çevrili inşa edilmişti. Venedikliler döneminden kalan tarihi bir kuyu ve su deposu ise İslami geleneğe göre vücudun çeşitli bölgelerini temizlemek için yapılan abdest alma işlemine ayrılmıştı.

Bugün ise Mevlevihane’ye üzerinde Osmanlı harfleriyle yazılmış “Ya Hazreti Mevlana. Ketebe Ahmet Burhanettin” yazılı basık giriş kapısından girilmektedir. Girişin arkasında bulunan avluda çok özel elle oyulmuş Osmanlı mezar taşı örnekleri sergilenmektedir. Bu mezar taşları, 18’inci yüzyıldan sonra adanın çeşitli bölgelerinden toplanmış Osmanlı stili taşlardan oluşmaktadır.

Hemen sağ tarafta, günümüze kadar gelen ve ziyaretçilere açık binalardan biri Semahane’dir, dönen dervişlerin ayinlerini yaptıkları yerdir. Duvardaki mihrap veya oyuk ve girintili yer kıble yönünü göstermektedir. Kuzey duvarındaki tahta balkonda ise bir zamanlar müzisyenler sanatlarını icra etmişlerdir. Tahta tavandaki kirişler, iki kare sütun üzerinde bulunmakta ve sıra sıra kemerler odayı ikiye ayırmaktadır. İlk bölme, Rumi’nin en büyük eseri Mesnevi ile birlikte çeşitli müzik aletlerini, dervişlerin dans ederken sema ayininde giydikleri kıyafetleri, çeşitli resimleri sergilemektedir. Diğer bölümde ise binada bulunan ve içinde mutfak aletleri, masa ve diğer eşyaların sergilendiği tek derviş odası yer almaktadır.

Mihrabın yanında Semahane’nin güneybatısındaki kapı aralığı Mevlevihane’nin şeyhlerinin gömüldüğü odaya çıkmaktadır. Mevlevihane’nin giriş cephesi boyunca sıralanmış kubbeli altı türbede Mevlevi ileri gelenlerine ait toplam 16 adet isimsiz türbe bulunur. Beş mezarın kimliği belirlenmiştir. Bunlardan ilk mezarda son Şeyh Selim Dede, ikincisinde tekkenin kurucusu Ahmet Paşa, üçüncüsünde Şeyh Celaleddin Efendi, onuncusu Arap Abdullah Efendi ve on altıncısında ise Şeyh Feyzullah Dede yatmaktadır. Türbelerin üzeri işlemeleri özel örtülerle kapatılmıştır.

Geleneksel Kıbrıs Türk kültürünün parçası olarak sema ayini yapan dervişlerin gösterisi her yıl 17 Aralık’ta burada yapılmaktadır. Eğer Kuzey Kıbrıs’a yılbaşı öncesi bir seyahat yapmayı düşünüyorsanız bu kutsal töreni izleme fırsatı da yakalayabilirsiniz.

 

Bir yorum yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlendi *


Hakkımızda

– kktcturizm.com, Bidergi Tasarım Ajans’ın turizm portalıdır.


Kuzey Kıbrıs Gezi Rehberleri

Bize Ulaşın…






    © 2024 – Sitemizde yayınlanan içeriklerin telif hakları kaynaklarına aittir.

    İzin alınmadan kopyalanamaz…